13 Kasım 2013 Çarşamba

2013-2014 SEZONU BAŞLADI

Ne kadar da çok iş varmış meğer.... 

En son 14 Haziranda gönderi yapmış ve sonrasında ise hiç sesim çıkmamış. Neler yaptık neler gezdik....

Öncelikle bu yılın hasadını tamamladık. Hasat umduğumuz gibi gitmedi. Bala ayırdığımız arılardan koloni başına 19 kg bal alabilmişiz. 30 kg rahat bulabildiğimiz halde bu rakam pek de iyi bir rakam değil. Sebepler izlenimime göre ağırlıklı mevsim kaynaklıydı. Kestanede sırayla yağan 3 yağmur umutları tüketmemize sebep oluş, kısmet ayçiçeğine diyerek arıları geri getirmiştik. Ayçiçeğinde de esen rüzgarların çiği uçurması ve nektar bağlamanın az olması bizi üzmüştü. Her zaman bağladığımız söz ile 2012-2013 sezonunu kapatmak lazım. "Çiftçinin karnını yarmışlar 40 tane SENEYE çıkmış." ....

Gelelim yeni sezona... Her zaman dediğim gibi sezon bana göre sağım sonrasında arılara ne kadar iyi bakabildiğiniz ile ilgili. Yani 2013-2014 sezonu aslında 2013 yılı bal sağımından sonra başlıyor. Neler yaptık..

1- Hızlı bir şekilde yavru atımını hızlandırmak için besleme..
2- Fazla çıtaların alınması...
3- Arıların sıkıştırılması...
4-Varroa ilaçlaması...
5-Mutlak suretle ana arı yumurtlama kontrolü ve yaşı geçenlerin değiştirilmesi...

Bunlar ilk aklıma gelenler. Bir çok detay da var tabi ki...

Sonrasında Ukrayna'da düzenlenen 43. Apimondia kongresine katıldık...

Hoş ve güzel bir seyahatti. Maalesef ülkemizden bu organizasyona katılım ile ilgili bir aktivite göremeyince - ki kendim bir kaç tur şirketini arayıp böyle bir etkinliğe tur düzenlemeniz mümkün mü diye sormama rağmen- Bulgaristan'dan hareket eden guruba katılmayı uygun gördüm. Çorlu'dan arıcı arkadaş Ali, Yine Çorlu'dan Enişte ve Silivri'den Ruhşen ile beraber düştük yollara...

Yol yorucuydu. 27 Eylül 2013 Cuma akşam 20'de otobüse bindik. Otobüsten Cumartesi sabahı tur otobüsüne aktarma ve Ukrayna Kiev'e varmamız 29 Eylül 2013 Pazar öğlenden sonrasına kadar sürdü. Tur otobüsü ile daha yola çıkar çıkmaz yaşadığımız macera dışında yolculuğumuzda sorun olmadı. Balatalar sıkışınca bir yangın kazası atlatmışız. 


Yolda verilen molalardan birisi...


Yolda verilen molalardan bir diğeri. Yolculuk boyunca 3-4 saatte bir mola verince haliyle mola sayısı 10 civarı oluyor. 


Pazar sabahı Ukrayna'ya vardığımızda bir arıcılık işletmesi gezilecek dendi. İşletmenin bizim işletmelerden farkı pek de yoktu. En çok dikkati çeken şey ise ki bunu fuarda da fark edebiliyorsunuz büyük işletmelerin hemen hemen tümü kendi markası ile bal üretimi yapıyor. Buradaki arılığın gelen müşteriye görsel zenginlik sunma amaçlı hazırlandığı hemen belli oluyor zaten. 


Eski kovan modellerinden biri.


 Çorlu'dan arıcı arkadaş Ali, Yine Çorlu'dan Enişte ve Silivri'den Ruhşen yol arkadaşları...


Kiev meydanından (Ukraynaca söylenişi Maydan Nezalejnasti) bir görüntü. Plana giren özgürlük heykeli...


Bu heykel de meydan da. Etrafındaki yazılarda Kiev'in diğer ülke başkentlerine olan uzaklığı yazıyor.


Yemek kültürü bize kesinlikle uymayan bir ülke Ukrayna... Kaldığımız süre boyunca aç kaldım desem yeri. 2 kez gidip Hamburger menü yediğimiz zaman haricinde hep aç kaldım. Sen alışamamışsın diye düşünülebilir. Sabah kahvaltısında etli patates ve çaya kim alışabilir ki...
Burası meydan da bulunan işletmelerden biri. Soğuk sandviç bekliyoruz. 


Kiev Metroları ile ünlü bir kent. Marmaray konusu daha sıcak iken düşününce bizde de umarım bu şekilde olur. Şehrin her yerine Metro ile ulaşmak mümkün. Kaldığımız süre boyunca metroyu kullandık. Türk Lirası olarak biletler 0,50 TL'ye denk geliyor. Aşağıdaki fotoğraf meydandan metroya giriş. Tahmini 100 metre kadar bir yürüyen merdiven ile yer altına iniliyor. Her durak farklı bir anlama ve şekle sahip..


En sonunda fuar kaydı yaptırmak için fuar alanına geldiğimizde organizasyon hataları ile yüzleşiyorsunuz. Yaklaşık 300-400 kişinin sürekli sırada beklediği, giriş işlemlerinin çok uzun sürdüğü bir kayıt işlemi vardı. Giriş için 55 Euro ödedik. Değer miydi? Bilemiyorum....


Aslında bizi mutlu eden olaylardan biri etkinlik sonunda yapılan seçimle 2017 Apimondia'nın İstanbul'da yapılması sonucu çıktı. Sonuç güzel ama umarım yetkililerimiz bu duruma şahit olmuştur da aynı durum bizde yaşanmaz. 


İçeri girince ilk dikkati çeken çok da büyük bir etkinlik olmadığı. Bizim Feshane'de yapılan etkinlikten biraz büyük. Feshane'den farkı katılımın daha uluslar arası olması. Farklı malzemeler ile yapılan sunumlar dikkat çekiciydi.



Bizdeki Mehmet Gençünal'ın yaptıklarını yapan Sırbistan'lı arkadaş. Ruhşen ile daha önceden tanıştıkları için birer kahve içimi mola verdik.


Katıldığımıza dair resimli bir belge olsun dedik....


Bulgaristan'dan hareket eden iki otobüs katılımcının tamamı. Çok şen şakrak bir gruptu. Fuar harici özel gezilerden biri...


Gezmenin yanında arada eğlenmek de lazım....


Ukrayna dönüşü Bulgaristan'da arıcılık yapan bir arkadaşın arılığı. Kendisi aynı zamanda kovan üreticisi...


Bütün bu gezi sırasında özelikle grubun bir birini tutması, söylenenleri karşılıklı dinlemeleri çok hoştu. Otobüste sırayla kendileri ve arıcılık ile ilgili konuşmaları. Konuşanlara kimsenin müdahale etmeden dinlemesi dikkat çekiciydi. Arıcılık anlamında pek de farkımızın olmadığını da gözlemlediğimi söylemek isterim.

1 yorum:

abdullah ziya akacık dedi ki...

teşekkürler hocam